Ruh Sağlığına Yakından Bakmak · Mini Kitapçık 1
Psikolojik Sorun Ne Demektir
Her sıkıntı hastalık değildir, ama bazı sıkıntılar ciddiye alınmayı hak eder.
Ruh sağlığı hakkında konuşurken en sık yaptığımız hatalardan biri, yaşadığımız her zorluğu ya tamamen normalleştirmek ya da hemen hastalık gibi görmek oluyor. Ben bu kitapçıkta üçüncü bir yol önermek istiyorum. Yaşadığımız duygulara korkmadan bakmak, ama onları küçümsemeden de anlamaya çalışmak.
Bir duyguyu yaşamak tek başına psikolojik sorun anlamına gelmez. Üzülmek, korkmak, öfkelenmek, yorulmak ya da zaman zaman kararsız kalmak insan olmanın içindedir. Sorun, bu yaşantıların yoğunluğu, süresi, kontrol edilebilirliği ve hayatın akışını bozma derecesiyle ilgilidir. Bu yüzden ruh sağlığı alanında asıl soru çoğu zaman şudur. Bu yaşantı kişinin hayatında ne kadar yer kaplıyor ve onu nasıl etkiliyor.
Her yoğun duygu hastalık değildir. Fakat uzun süren, kişinin yaşamını daraltan, ilişkilerini ve işlevselliğini bozan duygular profesyonel dikkat gerektirir.
Psikolojik sorun kavramını nasıl düşünmeliyiz
Bedensel hastalıklarda bazen daha net bir tablo görürüz. Belirli bir etken, belirli bir biyolojik mekanizma, belirli laboratuvar bulguları ve belirli tedavi yolları olabilir. Ruhsal sorunlarda ise tablo çoğu zaman daha çok katmanlıdır. Biyolojik yatkınlık, öğrenme yaşantıları, ilişkiler, stres, kişilik örüntüleri, kültür ve mevcut yaşam koşulları birlikte rol oynayabilir.
Bu nedenle psikolojik sorunları anlamak, tek bir neden aramaktan çok bir örüntüyü görmeyi gerektirir. Kişi ne hissediyor, ne düşünüyor, bedeni nasıl tepki veriyor, nelerden kaçınıyor, ilişkileri nasıl etkileniyor, iş ya da okul yaşamında ne değişiyor. Klinik değerlendirme bu parçaları bir araya getirerek yapılır.
Belirti ve bulgu arasındaki fark
Belirti, kişinin kendi içinden bildirdiği yaşantıdır. Çok üzgünüm, içim daralıyor, kalbim hızlı atıyor, hiçbir şeyden zevk alamıyorum, düşüncelerimi durduramıyorum gibi ifadeler buna örnektir. Bulgu ise dışarıdan gözlenebilen durumdur. Durgun görünme, huzursuz hareket etme, konuşmanın yavaşlaması, kaçınma davranışları, işlev kaybı ya da bedensel gerginlik gibi.
Ruh sağlığı alanında bu ikisi birlikte anlam kazanır. Çünkü dışarıdan görünen davranış, insanın bütününün bir parçasıdır. Aynı şekilde yalnızca içsel deneyim de tek başına bütün resmi vermez. İyi bir klinik bakış, kişinin anlattığını da, hayatında görünür hale gelen değişimleri de dikkate alır.
Normal deneyim nerede biter
Üzüntü depresyon değildir. Kaygı kaygı bozukluğu değildir. Titreme, terleme ya da kalp çarpıntısı tek başına panik bozukluk değildir. Zihne istenmeyen bir düşüncenin gelmesi de tek başına obsesif kompulsif bozukluk anlamına gelmez. İnsan zihni geniş bir duygu ve düşünce yelpazesine sahiptir.
Bir yaşantının klinik açıdan önem kazanması genellikle birkaç ölçütle ilgilidir. Ne kadar sürüyor, ne kadar yoğun yaşanıyor, kişi bunu ne kadar kontrol edebiliyor, gündelik hayatı ne kadar etkiliyor, kişi bundan ne kadar sıkıntı duyuyor ve bu durum ilişkilerini, işini, okulunu, bedenini ya da kendilik algısını nasıl değiştiriyor.
İşlevsellik neden bu kadar önemlidir
Ruhsal bir sorun çoğu zaman dış hayata da taşar. Uyku değişebilir, iştah bozulabilir, karar vermek zorlaşabilir, kişi sosyal ortamlardan çekilebilir, yakın ilişkilerde tahammül azalabilir, iş ya da okul performansı düşebilir. Bazen kişi bunu kendi içinde yaşar, bazen de çevresi değişimi fark eder.
İşlevsellik kavramı bu yüzden önemlidir. Bir insanın ne hissettiğine de, bu hisle birlikte hayatını nasıl sürdürebildiğine de bakarız. Bazen kişi çok acı çeker ama dışarıdan işlevsel görünür. Bazen de kişi kendisinde sorun görmez, ama çevresi ve hayatın akışı ciddi biçimde etkilenmiştir.
Damgalamadan konuşmak
Psikolojik sorunlar irade eksikliği değildir. Kişinin karakterinin zayıf olduğu anlamına gelmez. Yardım aramak da başarısızlık değildir. Tam tersine, insanın kendi yaşantısını ciddiye alması çoğu zaman iyileşmenin ilk adımıdır.
Ben ruh sağlığı alanında en kıymetli başlangıcın şu cümle olduğunu düşünüyorum. Bende bir şeyler oluyor ve bunu anlamak istiyorum. Bu cümle insanı etiketlemez. İnsanı kendi hayatının dikkatli bir gözlemcisi haline getirir.
Ne zaman destek almak gerekir
Belirtiler uzun sürüyorsa, gündelik hayatı belirgin biçimde etkiliyorsa, kişi ilişkilerinde, işinde, okulunda ya da bedensel sağlığında bozulma yaşıyorsa uzmana başvurmak önemlidir. Kişi kendine zarar verme düşünceleri yaşıyorsa, yaşadığı yerdeki acil yardım imkanlarına veya en yakın acil servise başvurması gerekir.
Yardım almak, yaşanan şeyi büyütmek değildir. Bazen tam tersine, büyümeden anlamanın yoludur. Ruh sağlığı alanında profesyonel yardım, kişinin ne yaşadığını adlandırmasına, örüntülerini görmesine, baş etme becerilerini güçlendirmesine ve hayatını yeniden düzenlemesine yardım edebilir.
Kendine sorabileceğin sorular
- Son dönemde en çok hangi duygu hayatımda yer kaplıyor?
- Bu duygu günlük işlevimi nasıl etkiliyor?
- Bunu yalnızca içimde mi yaşıyorum, yoksa davranışlarımda da değişiklik var mı?
- Bana iyi gelen şeylerden uzaklaştım mı?
- Yardım almak için neyin biraz daha kötüleşmesini bekliyorum?
Kaynak notu
Bu kitapçık psikoeğitim amacıyla hazırlanmış özgün bir metindir. Klinik çerçevesi aşağıdaki kaynaklarla uyumlu tutulmuştur.
- WHO. Mental disorders fact sheet, ICD 11 çerçevesi ve işlevsellik vurgusu.
- CDC. About Mental Health, duygusal, psikolojik ve sosyal iyi oluş tanımı.
- NICE CG113. Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults: management. Basamaklı bakım modeli.