Ruh Sağlığına Yakından Bakmak · Mini Kitapçık 43

Tanıları Karıştırmamak

Benzer görünen durumlar, aynı psikolojik mekanizmaya sahip olmayabilir.

Bu kitapçık, okurun sık karıştırılan ruhsal durumlar arasında daha dikkatli ayrım yapmasına yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Amaç tanı koymak değil, ayırıcı düşünmeyi öğretmektir.

Bu metni hızlı bir sonuç çıkarmak için değil, kendinize ve insan ilişkilerine daha dikkatli bakmak için okuyun. Bilgi yön verir, ama klinik karar bağlam ister.

Benzer görünen belirtiler farklı sorunlara işaret edebilir. Doğru ayrım, doğru yardıma açılan kapıdır.

Neden karıştırırız

Ruhsal belirtiler çoğu zaman keskin sınırlarla ayrılmaz. Kaygı depresyona eşlik edebilir. Takıntılar bedensel kaygı gibi görünebilir. Duygusal hassasiyet bipolar bozuklukla karıştırılabilir. Sosyal fobi çekingen kişilikle iç içe geçebilir. Bu nedenle belirti listesi tek başına yol göstermez. Ayırıcı bir değerlendirme gerekir.

Ayırıcı düşünme, belirtilerin hangi bağlamda ortaya çıktığını, ne kadar sürdüğünü, neyle tetiklendiğini, kişinin neyi felaket olarak gördüğünü ve hangi davranışlarla döngüyü sürdürdüğünü anlamayı gerektirir.

Aynı belirti farklı sorunlarda görülebilir. Ayırıcı soru şudur. Bu belirti hangi korku, hangi inanç, hangi bağlam ve hangi davranış döngüsü içinde ortaya çıkıyor?

Yaygın kaygı mı, hastalık kaygısı mı, OKB mi

Yaygın kaygı bozukluğunda kaygı birçok alana yayılır. Sağlık, para, aile, iş, gelecek, ilişkiler ve gündelik küçük olaylar aynı zihinsel kaygı zincirinin parçası olabilir. Hastalık kaygısında odak daha dar biçimde hasta olmak ya da ciddi bir hastalık taşıyor olmak üzerinedir.

OKB ile hastalık kaygısı özellikle bulaşma korkularında karışabilir. OKB'de kişi mikrop, kir, bulaş, kontrol ya da belirli bir ritüel üzerinden sıkıntıyı azaltmaya çalışabilir. Hastalık kaygısında ise kişi bedensel belirtiyi, tetkik sonucunu ya da hastalık ihtimalini sürekli izler. Temel ayrım bazen zordur ve klinik değerlendirme gerektirir.

Sosyal fobi mi, çekingen kişilik mi

Sosyal fobide ana odak çoğu zaman performans, değerlendirilme, hata yapma, küçük düşme ya da kaygılı görünme korkusudur. Kişi bazı sosyal durumlarda belirgin kaygı yaşar ama kendilik algısı her alanda aynı ölçüde olumsuz olmayabilir.

Çekingen kişilikte ise daha yaygın, daha uzun süreli ve kişinin kendilik algısına yerleşmiş bir yetersizlik, beğenilmeme ve ilişkilerden geri durma örüntüsü vardır. Bu genellikle ergenlikten itibaren görülür ve belli performans anlarıyla kalmayıp gündelik ilişkilerin geneline yayılır.

OKB mi, obsesif kompulsif kişilik mi

OKB, istem dışı gelen obsesyonlar ve bunların yarattığı sıkıntıyı azaltmak için yapılan kompulsiyonlarla giden bir klinik tablodur. Kişi çoğu zaman bu düşünce ve davranışlardan rahatsızdır ve bunları anlamsız ya da aşırı bulabilir.

Obsesif kompulsif kişilikte ise düzen, kontrol, kuralcılık, mükemmeliyetçilik ve esneklik kaybı kişinin genel yaşam tarzına yerleşmiştir. Kişi çoğu zaman bunu "doğru olan budur" şeklinde görür. Bu yüzden içgörü düzeyi farklı olabilir.

OKB'de kişi çoğu zaman takıntısından kurtulmak ister. Obsesif kompulsif kişilikte kişi kendi kuralcılığını ve kontrol ihtiyacını çoğu zaman gerekli ve doğru görebilir.

Bipolar bozukluk mu, duygusal hassasiyet mi

Bipolar bozuklukta duygudurum dönemleri vardır. Mani ya da hipomani dönemleri günlerce sürebilen taşkınlık, uyku ihtiyacında azalma, enerji artışı, hızlanmış düşünceler, riskli davranışlar ve bazen gerçeklik sınamasında bozulma ile gidebilir.

Duygusal hassasiyette ise duygu değişimleri çoğu zaman kişiler arası tetiklenmelere daha hızlı yanıt verir. Terk edilme, eleştiri, reddedilme, görülmeme ya da ilişki gerilimi yoğun duygu dalgaları yaratabilir. Burada örüntü daha reaktif, ilişkisel ve kişilik düzeyine yerleşmiş olabilir.

Bu ayrım klinik açıdan belirleyicidir. Çünkü tedavi planı, risk değerlendirmesi ve ilaç ihtiyacı değişebilir. Hızlı duygu değişimi tek başına bipolar bozukluk anlamına gelmez.

Travma sonrası stres mi, akut stres mi, disosiyasyon mu

Travmatik olay sonrası ilk haftalarda hatırlama, rüya, irkilme, kaçınma, duygusal dalgalanma ve kopukluk hissi görülebilir. Bunların bir kısmı akut stres tepkisi olarak değerlendirilebilir. Belirtiler zamanla azalabilir.

Travma sonrası stres bozukluğunda ise yeniden yaşantılama, kaçınma, aşırı uyarılma, olumsuz inançlar ve duygusal değişiklikler daha kalıcı hale gelir ve işlevselliği etkiler. Disosiyasyon, travma bağlamında gerçek dışılık, kendine yabancılaşma, bellek boşlukları ya da kopukluk hissi olarak eşlik edebilir.

Her travma sonrası tepki bozukluk değildir. Fakat belirtiler yoğun, uzun süreli, güvenliği bozan ya da yaşamı daraltan hale gelirse profesyonel değerlendirme gerekir.

Ayırıcı düşünme için beş soru

Belirti ne zaman başladı ve ne kadar sürdü?

Hangi durumlarda artıyor?

Kişi en çok hangi sonuçtan korkuyor?

Kişi sıkıntıyı azaltmak için ne yapıyor?

Bu örüntü belli durumlara mı bağlı, yoksa hayatın geneline mi yayılmış?

Kısa kapanış

Tanı bir isim koyma işi değildir. İyi tanı, doğru yardıma açılan kapıdır. Bu yüzden benzer görünen durumları ayırmak, ruh sağlığı alanında en temel klinik sorumluluklardan biridir.

Kendine sorabileceğin sorular

  1. Benim fark ettiğim belirti hangi durumlarda ortaya çıkıyor?
  2. Bu belirtinin altında yatan ana korku ne?
  3. Bu örüntü ne kadar süredir var?
  4. Bu konuda öz tanı koymak yerine klinik değerlendirme almak daha sağlıklı olur mu?

Kaynak notu

Bu kitapçık psikoeğitim amacıyla hazırlanmış özgün bir metindir. Klinik çerçevesi aşağıdaki kaynaklarla uyumlu tutulmuştur.

  • NICE. Post-traumatic stress disorder, NG116.
  • NICE. Depression in adults, NG222.
  • NICE. Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults, CG113.
  • NICE. Obsessive compulsive disorder and body dysmorphic disorder, CG31.
  • NICE. Social anxiety disorder, CG159.

Tüm kitaplığa dön