Ruh Sağlığına Yakından Bakmak · Mini Kitapçık 13

Sınırda Kişilik

Duygular çok hızlı yükseldiğinde, ilişkiler ve benlik duygusu dalgalı bir zemine dönüşebilir.

Bu kitapçık sınırda kişilik ya da duygusal olarak değişken kişilik örüntüsünü damgalamadan anlatmak için hazırlandı. Amaç, kişiyi etiketlemek değil, yoğun duygusal dalgalanma, terk edilme hassasiyeti ve ilişki döngülerini daha anlaşılır hale getirmektir.

Sınırda kişilik örüntüsü bir kapris ya da karakter zayıflığı değildir. Duygusal hassasiyet, öğrenilmiş ilişki şemaları ve erken dönem yaşantıların etkileşimiyle gelişen bu tablo, uygun profesyonel yardımla değişime açıktır.

Sınırda kişilik ne demektir

Sınırda kişilik, klinik literatürde borderline personality disorder olarak bilinen kişilik örüntüsüne karşılık gelir. Dünya Sağlık Örgütü sınıflamalarında benzer tablo duygusal olarak değişken kişilik başlığı altında ele alınır. Bu ifade, aslında tablonun merkezindeki temel güçlüğü daha iyi anlatır. Duygular hızlı yükselir, yavaş sakinleşir ve ilişkiler bu dalgalanmalardan yoğun biçimde etkilenir.

Bu örüntüde kişi çoğu zaman güçlü bir yakınlık ihtiyacı ile yoğun bir incinme ve terk edilme korkusu arasında gidip gelir. Birini çok idealize edebilir, kısa süre sonra aynı kişiyi tamamen kötü ya da güvenilmez görebilir. Bu, karşıdaki kişinin gerçekten bir gün tümüyle iyi, ertesi gün tümüyle kötü olduğu anlamına gelmez. Daha çok zihnin iyi ve kötü yanları aynı anda taşıma kapasitesinde zorlandığını gösterir.

Klinik açıdan önemli olan nokta şudur. Bu örüntü bir kapris ya da karakter zayıflığı değildir. Genellikle duygusal hassasiyet, öğrenilmiş ilişki şemaları, erken dönem yaşantılar, travmalar, bağlanma örüntüleri ve çevresel tepkilerin etkileşimiyle gelişir.

Damgalamadan konuşmak

Borderline sözcüğü ne yazık ki zamanla bir etiket ve bazen de küçümseyici bir ifade haline gelmiştir. Oysa klinik dilin amacı insanı damgalamak değil, tekrar eden acı verici örüntüleri anlamaktır.

Nasıl belirtilerle görünür

En belirgin alanlardan biri terk edilme hassasiyetidir. Kişi sevdiği birinin uzaklaşmasını, cevap vermemesini, gecikmesini ya da meşgul olmasını çok hızlı biçimde terk edilme işareti gibi yorumlayabilir. Bu yorum düşünce düzeyinde kalmaz; bedende ve duyguda yoğun panik, öfke, çaresizlik ya da boşluk olarak hissedilebilir.

İkinci alan ilişki dalgalanmalarıdır. Bir kişi bir dönem çok özel, eşsiz, güvenilir ve kurtarıcı gibi görülürken, bir kırılma anında değersiz, kötü niyetli ya da acımasız gibi görülebilir. Bu siyah beyaz değerlendirme, hem kişiyi hem de ilişkide olduğu insanları yorar.

Üçüncü alan kimlik karmaşasıdır. Kişi kim olduğunu, ne istediğini, hangi değerlere bağlı olduğunu, hangi ilişkide nasıl biri olduğunu ve bazen cinsel kimliği ya da yönelimiyle ilişkili alanları yoğun biçimde sorgulayabilir. Buna kronik boşluk duygusu, dürtüsel davranışlar, kendine zarar verme riski, yoğun öfke ve stres altında dissosiyatif yaşantılar eşlik edebilir.

Neden gelişir

Bu örüntünün tek bir nedeni yoktur. Biyolojik düzeyde bazı insanlar duygusal uyarana karşı daha hassas doğabilir. Duyguları daha hızlı tetiklenebilir, daha yoğun yaşayabilir ve sakinleşmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyabilirler. Bu, sinir sisteminin bir tür yüksek duyarlılığı gibi düşünülebilir.

Psikolojik ve ilişkisel düzeyde ise geçersizleştirici çevre önemli bir kavramdır. Çocuğun duyguları sürekli abartı, saçmalık, zayıflık ya da gereksiz tepki gibi görülüyorsa, çocuk hem kendi duygularını anlamakta hem de düzenlemekte zorlanabilir. Bu durum her zaman ailenin kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Bazen aile de ne yapacağını bilemediği için tepkisel davranır.

Erken dönem travmalar, ihmal, tutarsız bakım, yoğun çatışmalar, istismar, ani kayıplar ve bağlanma ilişkilerindeki güvensizlik bu örüntünün gelişme riskini artırabilir. Yine de hiçbir tekil yaşantı herkes için aynı sonucu doğurmaz. Mizaç, çevre ve sonraki ilişkiler birlikte düşünülmelidir.

Validasyon neden önemlidir

Validasyon, kişinin söylediği her şeye katılmak değildir. Bir duygunun varlığını, yoğunluğunu ve o kişi açısından anlamını görmektir. "Bunu bu kadar yoğun yaşaman bana abartı gibi gelmiyor, şu an gerçekten çok zorlanıyorsun" cümlesi, "haklısın, herkes kötü" demek değildir. Duyguyu kabul etmekle davranışı onaylamak aynı şey değildir.

Sınırda kişilik örüntüsünde yakınların çoğu zaman iki uç arasında savrulduğunu görürüz. Ya her şeyi yatıştırmaya çalışırlar ya da yorulup tamamen eleştirel ve cezalandırıcı hale gelirler. Oysa en sağlıklı yaklaşım, sıcaklık ile sınırı birlikte koyabilmektir.

Yakınlar için temel ilke şudur. Duyguyu görün, davranışa sınır koyun. "Çok incindiğini anlıyorum. Sana kızgın değilim. Fakat kendine zarar vermen ya da bağırarak konuşmamız bu sorunu çözmez. Şu an birlikte güvenli kalmamız gerekiyor."

Kritik ayrım

Anlamak onaylamak değildir. Sınır koymak reddetmek değildir. Bu iki cümle hem terapi odasında hem aile içinde çok değerlidir.

Tedavi mümkün mü

Evet, sınırda kişilik örüntüsünde değişim mümkündür. Tedavide amaç kişiyi bambaşka bir insana dönüştürmek değildir. Amaç, duygusal hassasiyeti daha yönetilebilir hale getirmek, dürtüsel davranışları azaltmak, ilişkilerdeki siyah beyaz döngüyü yumuşatmak ve kişinin daha güvenli bir benlik duygusu geliştirmesine yardımcı olmaktır.

Diyalektik davranışçı terapi, şema terapi, mentalizasyon temelli terapi, aktarım odaklı terapi ve genel psikiyatrik yönetim gibi yaklaşımlar bu alanda kullanılır. Hangi yaklaşımın uygun olduğu kişinin risk düzeyine, kendine zarar verme davranışlarına, eşlik eden depresyon, kaygı, madde kullanımı ya da travma belirtilerine göre değerlendirilir.

İlaçlar sınırda kişilik örüntüsünü doğrudan ortadan kaldıran bir tedavi değildir. Ancak depresyon, kaygı, uyku sorunu, bipolar bozukluk, travma belirtileri ya da yoğun dürtüsellik gibi eşlik eden alanlar için psikiyatri değerlendirmesi gerekebilir.

Ne zaman profesyonel destek düşünülmeli

Kendine zarar verme düşünceleri veya davranışları varsa. İlişkilerde yoğun dalgalanma ve terk edilme korkusu tekrar ediyorsa. Öfke, boşluk, dürtüsellik veya kimlik karmaşası günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa. Yoğun krizler aile, iş, okul veya romantik ilişkileri sürekli bozuyorsa. Madde kullanımı, yeme atakları, riskli cinsellik veya tehlikeli davranışlar eşlik ediyorsa.

Kendine sorabileceğin sorular

  1. İlişkilerimde en hızlı tetiklenen duygu hangisi, terk edilme korkusu mu, öfke mi, utanç mı?
  2. Birini çok iyi ya da çok kötü gördüğüm anlarda, aynı kişide iki tarafı birlikte tutabiliyor muyum?
  3. Duygum yükseldiğinde bedenimde ilk ne oluyor?
  4. Yakınlarımdan en çok ne bekliyorum, anlaşılmak mı, yatıştırılmak mı, terk edilmemek mi?
  5. Kriz anında kendimi güvende tutmak için önceden belirlediğim bir planım var mı?

Kaynak notu

Bu kitapçık psikoeğitim amacıyla hazırlanmış özgün bir metindir. Klinik çerçevesi aşağıdaki kaynaklarla uyumlu tutulmuştur.

  • NICE CG78. Borderline personality disorder, recognition and management.
  • NHS. Borderline personality disorder, treatment information.
  • MSD Manual Professional. Overview of Personality Disorders.
  • Bach B. ve First MB. Application of the ICD-11 classification of personality disorders. BMC Psychiatry, 2018.

Tüm kitaplığa dön