Ruh Sağlığına Yakından Bakmak · Mini Kitapçık 6

Yaygın Kaygı Bozukluğu

Zihin her ihtimali kontrol etmeye çalıştığında hayatın kendisi yorucu hale gelir.

Kaygı insanı korumak için vardır. Tehlikeyi fark etmemizi, plan yapmamızı, hazırlanmayı ve sorumluluk almamızı sağlayabilir. Fakat kaygı her alana yayıldığında, zihin gündelik hayatın neredeyse her başlığını tehdit gibi okumaya başladığında, koruyucu olan şey yorucu bir döngüye dönüşebilir.

Yaygın kaygı bozukluğunu ben çoğu zaman zihnin hiç durmayan ihtimal taraması gibi anlatırım. Sağlık, aile, ekonomi, iş, okul, gelecek, ülke, dünya, ilişkiler, yapılacak işler, söylenmiş bir cümle, çıkılacak bir yolculuk. Her şey kaygının konusu olabilir. Asıl mesele kaygının varlığı değil, onun kontrol edilemez hale gelmesi ve hayatı yıpratmasıdır.

Yaygın kaygı bozukluğu; kontrol edilemeyen endişe, belirsizliğe tahammülsüzlük ve güvence arama döngüsüyle hayatın giderek yorucu hale gelmesidir. Çok fazla düşünmek bu döngünün bir parçasıdır.

Yaygın kaygı bozukluğu nedir

Yaygın kaygı bozukluğunda kişi birçok farklı konuda aşırı ve kontrol etmekte zorlandığı endişeler yaşar. Bu endişeler tek bir alana bağlı değildir. Sağlık, sosyal ortamlar ve panik atak korkusu aynı dönemde bir arada bulunabilir. Gündelik hayatın geniş bir bölümü kaygının konusu haline gelir.

Kişi çoğu zaman kendisini ve sevdiklerini tehdit altında hisseder. Seyahat, sınav, iş görüşmesi, sağlık belirtisi, ekonomik durum, aile üyelerinin iyiliği, gelecekte yaşanabilecek sorunlar veya geçmişte söylenmiş bir söz zihinde uzun süre dolaşabilir.

Normal kaygı ile yaygın kaygı arasındaki fark

Hepimiz zaman zaman sınav, iş, sağlık, para, aile veya gelecek hakkında kaygılanırız. Bu doğaldır. Yaygın kaygı bozukluğunda fark, kaygının çok sık, uzun süreli, kontrol edilmesi zor ve yıpratıcı olmasıdır. Kişi hem bir sorun olduğunda hem sorun olasılığı varken kaygılanır.

Bu kaygı çoğu zaman uykuyu, bedeni, dikkati ve ilişkileri etkiler. Kas gerginliği, baş ağrısı, çene sıkma, mide sorunları, huzursuzluk, kolay yorulma, odaklanma güçlüğü ve uyku bozuklukları eşlik edebilir. Zihin sürekli çalışırken beden de sürekli alarmda kalır.

Belirsizliğe tahammülsüzlük

Yaygın kaygının merkezinde çoğu zaman belirsizlikle zorlanma vardır. Zihin, kesinlik arar. Her şey belli olsun, plan net olsun, riskler hesaplanmış olsun, kötü ihtimal önceden görülmüş olsun ister. Fakat hayat hiçbir zaman tamamen kesin değildir.

Bu yüzden kişi araştırır, sorar, plan yapar, tekrar düşünür, güvence arar. Bunlar kısa süreli rahatlama sağlar. Ancak kesinlik hissi hızla kaybolur ve zihin yeniden çalışmaya başlar. Böylece kaygı, çözüm arıyormuş gibi görünürken sorunun kendisini sürdürür.

Kaygıyla ilgili olumlu ve olumsuz inançlar

Yaygın kaygıda çelişkili bir ikili yapı vardır. Bir yandan kişi kaygılanmanın işe yaradığına inanabilir. Kaygılanırsam hazırlıklı olurum, kötü bir şey olursa daha az sarsılırım, kaygılanırsam sevdiklerimi korurum gibi. Bu inanç kaygıyı bırakmayı zorlaştırır.

Diğer yandan kişi kaygıdan da korkabilir. Bu kadar kaygılanırsam deliririm, bedenim dayanmaz, hastalanırım, kontrolü kaybederim diye düşünebilir. Böylece kişi hem kaygıyı gerekli görür, hem de kaygılanmaktan kaygılanır. Bu ikinci katman döngüyü daha karmaşık hale getirir.

Sorun çözme ile endişe aynı şey değildir

Endişe çoğu zaman sorun çözme gibi görünür, ama her zaman çözüm üretmez. Sorun çözme daha somuttur. Problem nedir, seçenekler nelerdir, atılacak ilk küçük adım hangisidir, ne zaman denenecektir. Endişe ise çoğu zaman aynı ihtimallerin zihinde tekrar tekrar dönmesidir.

Bu ayrım belirleyicidir. Çünkü kişi saatlerce düşündüğü için bir şey yaptığını sanabilir. Oysa zihinsel tekrar eylemin yerini aldığında hayat askıya alınır. Terapi sürecinde kişinin gerçek problem çözme becerilerini güçlendirmesi, belirsizliğe tahammül geliştirmesi ve güvence arama döngüsünü fark etmesi önemlidir.

Tedavi ve iyileşme süreci

Yaygın kaygı bozukluğunda bilişsel davranışçı terapi, gevşeme ve duygu düzenleme becerileri, belirsizlikle çalışma, sorun çözme eğitimi ve güvence arama davranışlarını azaltma önemli yer tutar. Kişiler arası ilişkilerde atılganlık becerileri de bazı kişiler için yararlı olabilir, çünkü söylenmeyen ihtiyaçlar kaygı olarak geri dönebilir.

Belirtiler çok yoğunsa, uyku ve bedensel işlevler belirgin biçimde etkileniyorsa veya eşlik eden depresyon varsa hekim değerlendirmesiyle ilaç tedavisi düşünülebilir. Tedavi kararı kişiye göre verilmelidir. Fakat hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, amaç kaygıyı sıfırlamak değil, kaygının hayatı yönetmesini engellemektir.

Kendine sorabileceğin sorular

  1. Kaygım en çok hangi konular etrafında dönüyor?
  2. Endişelenmek bana neyi sağlıyor gibi geliyor?
  3. Belirsizliği azaltmak için en sık hangi davranışlara başvuruyorum?
  4. Gerçek sorun çözme ile zihinsel tekrar arasındaki farkı nerede kaçırıyorum?
  5. Kaygıdan kurtulmaya mı, kaygıyla ilişkimi değiştirmeye mi ihtiyacım var?

Kaynak notu

Bu kitapçık psikoeğitim amacıyla hazırlanmış özgün bir metindir. Klinik çerçevesi aşağıdaki kaynaklarla uyumlu tutulmuştur.

  • NICE CG113. Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults: management.
  • WHO. Anxiety disorders fact sheet.
  • NIMH. Anxiety disorders topic page.

Tüm kitaplığa dön